ÜNİVERSİTEYE GEÇEN ÖĞRENCİLERE TAVSİYELER

ÜNİVERSİTEYE GEÇEN ÖĞRENCİLERE TAVSİYELER

Her sene olduğu gibi bu senede bir milyona yakın öğrenci üniversite hayatına ilk adımı atacak ve 12 yıldır belki de daha uzun bir süre boyunca emek verdiği eğitim hayatında amaçladığı şeye kavuşmuş olacak. Bu yazımızda üniversite yollarında geçmiş bir kişi olarak hem kendi tecrübelerimden hem de gözlemlerimden yola çıkarak geleceğimizin sigortası olan siz gençlerimize üniversite hayatınızda ve üniversiteden sonraki yaşamınızda size faydalı olacak tavsiyeleri kaleme aldık.

Üniversiteye geçen her öğrenciye ilk olarak ‘akademik başarı’ ile ilgili tavsiyeler verilir. Tabi ki bizde ilk olarak sizlere bunu söyleyeceğiz. Çünkü üniversiteye gitme amacının temelini muhtemelen hayatınızın geri kalanında icra edeceğiniz bir mesleği öğrenmek oluşturuyor. Bu mesleği en güzel ve kaliteli olarak gerçekleştirmenin yolu da yüksek oranda akademik başarıdan geçiyor. Bu yazımızda akademik başarının yanında üniversitede size yardımcı olacak birkaç taktik ve sosyal anlamda daha faydalı aktiviteler hakkında tüyolar vereceğiz.

1-) Notlarınızı kesinlikle atmayın!

Lise hayatımız boyunca pek çok öğretmen derslerimize girer üniversite hazırlığının sonuna gelene kadar konuları özetlediğimiz, kendimize göre şablonlar çıkardığımız notlarımız vardır. Bu notları hazırlamamızda lise öğretmenlerimizin çok büyük katkıları olur. Çünkü liselerde dersler anlatılırken konu anlatımı örneklerle, sorularla ve sınavlarda çıkma ihtimali yüksek yerlerin belirtilmesiyle zenginleştirilir. Anlaşılmayan yerler tekrar edilir, çözülemeyen sorularda öğretmenlerimiz yardımcı olur. Özellikle bu sene yeni bitirmiş olduğunuz hazırlık yılında eğitim çok daha kompleks ve planlı bir şekilde verilir. Ne yazık ki üniversitelerde durum çok farklıdır. Çoğu zaman 100-200 belki de daha kalabalık amfilerde derslere girilir ve hocayı görmek bile bir başarı haline gelir. Bununla beraber velev ki sınıf yoğunluğu az olan fakültelerde veya ses sistemlerinin çok iyi ayarlanmış olduğu amfilerde ders işleniyor olsa bile hocalar veya araştırma görevlileri dersi tam manasıyla anlatmak için çaba sarf etmemektedir. Tabi ki işini en güzel şekilde yapmaya gayret eden fedakar öğretmenlerimizi bu durumdan tenzih ediyoruz ama bu şekilde çabalayan öğretim görevlisi sayımız çok az.

Bu nedenle özellikle eğitim fakültesi ve fen-edebiyat fakültesini tercih edenler tercih ettiği bölüm derslerinin notlarını, mühendislik ve mimarlık fakültesini tercih edenler özellikle mat-2 geometri ve fizik notlarını, bölümüne göre de kimya notlarını, sağlık bilimleri fakültesi tercih edecekler de özellikle biyoloji ve organik kimya notlarını atmaması bizim tavsiyemizdir.

2-) Burs!

Burs bir üniversite öğrencisi için can suyu görevi görmektedir. Ailemizden yeterli destek alıyor olsak bile gitmek istediğimiz kurslar, yurt dışı programlarına katılım gibi ekstra durularda ailemiz zor durumlarda kalabilir. Bu nedenle devlet bursu veya kredisinin yanında burs veren özel kuruluşları araştırıp başvuru yapmak ve burs bulmak konusunda girişimci olmak sizi bir adım öne geçirecektir.

3-) Yabancı dil öğrenin ve yurt dışı programlarını takip edin.

Yabancı dil günümüzde her eğiticinin birinci tavsiyesidir. Hatta bir yabancı dil bile artık bir ayrıcalık olarak görülmemekte ve birden fazla yabancı dil bilen bireyler aranmaktadır. Sizde İngilizceyi hallettikten sonra ister bir Avrupa ülkelerinden birinin dilini veya ekonomik olarak ülkemizle çok ilişkili olan ülkelerden Rusça, Arapça veya Çince öğrenebilirsiniz. Dili hallettikten sonra okuldaki öğrenci topluluklarıyla veya çevrenizdeki topluluklar vasıtasıyla yurt dışı ziyaretleri yaparak hem dil pratiğinizi hem de sosyal çevrenizi geliştirebilirsiniz. Tabi Erasmus’ta bu seçenekler arasında iyi bir ortalama ve yabancı dil yaparsanız belli bir dönem yurt dışında devlet desteği ile eğitim görebilirsiniz.

4-) Kendinize staj ayarlayın.

Staj, bölümlerin çoğunda zaten zorunlu olarak yapılmaktadır ama bu zorunlu stajlar genelde son 2 yılda veya sadece son yılda yapılmaktadır. Üniversitelerde verilen eğitim de çoğu zaman okunan mesleği yapmakta pratik olarak yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle birinci sınıf dahi olsanız mümkünse okulunuzun içindeki kurumlarda veya bölümünüzle alakalı bir tanıdığınızın yanında bir şey yapmasanız bile sadece işleyişi izleyerek bile diğer arkadaşlarınızdan çok daha fazla tecrübe edinmiş olursunuz. Sene içinde olmasa bile yaz sürecini boş geçirmemek için uygun bir yerde pratiğinizi geliştirmeniz çok faydalı olacaktır Siz bu eksiği erken kapatırsanız gerek zorunlu staj zamanı gelince gerekse mesleğe başladığınızda aynı bölümü bitiren meslektaşlarınızdan önde olacaksınız.

 

5-) Ehliyetinizi en boş zamanınız olan bu yaz alın.

Ehliyet her insan için günümüzde nerdeyse zorunlu hale gelmiş bir belgedir. Sizde önümüzdeki bu yaz içinde boş vaktinizi değerlendirerek maddi imkanlarınızda müsaitse bu işi aradan çıkartabilirsiniz. Sene içindeki derslerin yoğunluğundan ve sene sonu olası bir büt, yaz okulu veya staj durumlarında bu işlem daha sıkıntılı olabilir.

 

6-) Sosyal sorumluluk!

Genç bir birey ve üniversite öğrencisi olarak çok yüksek bir potansiyele sahipsiniz ve insanlarında sizden beklentileri olacaktır. Bu beklentiler sadece akademik başarıyla alakalı değil çevremizde yardıma ihtiyacı olan veya toplumun yararına olacak hususlarda herkes tarafından da olan beklentilerdir.

– Mesela çevreyi ve ağacı korumak için doğayı korumayla ilgili etkinliklerinde bulunabilirsiniz.

– Hayvanları ve hayvan haklarını korumak için çabalayabilirsiniz.

– Huzur evlerini ziyaret ederek kimsesinin olmadığını düşünenlere kimse olabiliriniz.

-Engellileri topluma kazandırmayla ilgili çalışmalara katılabilir, onlara yardımcı olabilecek eğitimleri, mesela işaret dilini öğrenebilirsiniz. Unutmamalıyız ki herkes bir engelli adayıdır.

-eğitim ihtiyacı olan ve kütüphane oluşturulmaya çalışan köy okullarına kitap ve öğrencilerine maddi ve manevi olarak destek olabilirsiniz.

-Yurt dışında ve yurt içinde faaliyet gösteren ve mazlumlara yardımı amaçlayan Türk Kızılay’ı vb. kuruluşlara destek olabilirsiniz.

Bunların yanında daha birçok sosyal sorumluluk projeleri mevcut. Sizde zamanın çoğunu bilgisayar oyunlarıyla ve sosyal medyada geçiren gençlerden biri olursanız o böse geçen vakitten ne siz fayda görürsünüz ne de başkasına bi faydanız dokunur. Tabi ki hiç oyun oynamayın, hiç sosyal medya kullanmayın demiyoruz ama bu tür işleri arta alan vakitlerinizde yaparsanız hem sosyal hayattan hem de diğer hobilerinizden geride kalmış olmazsınız.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir